Dün gece, kaç yıl sonra saymayı bırakmıştım artık, sen çıktın karşıma,
sevgili arkadaşım...
Müzik dinlerken öyle aniden...
Pink "Who Knew" söylemeye başladı,
hani çok sonra karşılaşıp şarkımı sorduğunda söylediğim...
Sözleri seni anlatan...
Sen James Blunt'tan seçmiştin şarkını...
Sonra bir kolye ucu düştü elime bir zarfın içinden...
Çoktan unutmuş olduğum...
" Böyle bir şeyi, bir tek sen takarsın " demiş,
sırıtarak vermiştin, seni son gördüğüm gün.
Yıllarca hiç çıkarmamıştım.
İkisi aynı anda karşıma çıkınca, gözlerim büyüdü önce, şaşkın...
Sonra bir başka rastlantıya gülümsedim...
Bu haftasonu, aynı şehirde olacağız, eğer hala oradaysan...
Garip...
Çok uzun zaman geçmiş...
Garip unutmuşum...
En yakın arkadaşım, dostum... Seni hiç özlememişim.
Herkes gibi olmuşsun.
Garip...
Sanki diğer yarım, gülmenin en keyifli hali, o hiç sevmediğim vedalarda bile şekilden şekle girip gözlerimi doldurmama izin vermeyen yaramaz çocuk...
Şarkı söylemek yalnız sen çalarken güzeldi.
Beni hiç düşünmeden, bir gün aniden tek bir "hoşça kal" ile boşlukta kaybolup, "neden" diye sormama bile fırsat tanımadan giderek, kalbimi ilk kez kıran çocuk...
Senden sonra çok uzun zaman şarkı söylemedim.
Sonra yeniden karşılaşmamızı da hatırladım...
Anlatmıştın uzun uzun...
Dinlemiştim...
Değer verdiğinden anlatıyorsun sanmıştım...
Yine aynı şekilde boşlukta kaybolarak gittiğinde,
aklımda yine bir "neden" ile kalınca...
Anladım da;
vicdan rahatlatıyordun yalnızca üzerimden, ne ağır...
Ve buna izin veriyordum...
Fazla mı iyiydim eskiden?
Kimbilir...
Ama
İnsanlar değişmiyor arkadaşım.
Ya herkes gerçekten aynı ya da "sorun sen de değil, bende ", bilmiyorum...
Ama ben dinlemiyorum artık. Bu kadar iyi ve düşünceli değilim.
Asıl kelime ne "iyi" ne "düşünceli" değil farkındayım.
"Aptal"
Ama senin değerli olman bir başkasının aptallığı olduğunda bu sana ağır bir hakaret olmaz mı?
Sen bunu yakıştırsan da kendine, ben yakıştıramadım hiç...
Sonra...
Yıllardan, yollandan sonra ilk defa sana yazmak istedim...
Seni değil belki ama, seninle konuşmayı çok özledim...
Dilimi sanki doğuştan bilen, anlayan çocuk...
Neden gittin?
Bahaneni o zaman da sevmedim, hala da sevmiyorum.
Daha saçmasını da duymadım!
Neden gittin çocuk?
Neden haklı çıkardın onları?
Her şey için, tamam ama...
Değerinden düşürmeni; affedemiyorum hala...
Sana yazılmış cümlelerime bakıyorum...
Yıllar geçmiş hepsinin üzerinden...
En son kurduğum, hatırlattı.
Aslında neden o kadar da önemli olmadığını gidişinin...
Bir dostu kaybetmek...
Yas süresi geçince neden yitirdi önemini?
Savurmuşum ardından cümlelerimi...
" İçimdeki boşluğa bir kimlik aradım durdum... Sen ilk terkeden oldun. "
Diğer bütün anlamlar tükenince ortaya çıkıyor haliyle.
Artık hiçbir şey "o kadar da" önemli değil...
Büyümek mi?...
Bilmiyorum.
Ama bu sıradanlığı hiç sevmedim, sevmiyorum.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder