Fotoğrafım
Çelişkisiyle güzel hatun! Akıllıca davranıp kalbini dinler. Bazen de dinlemez...

12/14/2011

Rüzgara kapılmış gibi...

***

Saçlarım sonunda duştan sonra tam da dilediğim gibi buluyorlar kendi şekillerini...
Örnek almalıyım onları.
Oysa ben de yüreğim de...
Rüzgara kapılmış gibi...

***

Gün doğmamıştı henüz.
Şehrin ışıkları ve boğaz ve gökyüzü ve insanlar...
İnsanlar dolusu yalnızlıklar...
Görkemli.
Aydınlanırken gün, bir binanın yüksek bir katından, en sevdiğim gibi, hep sevdiğim gibi, izliyorum 7 tepeli bir şehri...
Öz şehrim...
Uzağım...
Ne güzelsin!

Eşyalarım darmadağın...
Çıkıp yürümeli...
"Eteklerimde bir yığın yaprak..."
Çıkıp yürümeli...
"Bakıp semaya, ağlayarak..."
Yürümeli, yalnız.

***

Müzik karışıyor kalabalığa...

Ben yarın gece eve dönüyor olmanın huzurundayım...

Bu şehri, dokunmadan seviyorum.

En sevdiğim filmler gibi...

John Keats'ın şiirleri gibi...

Bir yıldız kayıyor... Parlak.

Oturuyorum baharlar içinde. En kara kış mevsimde.

Verilmiş kararlarım, yüzümde tebessüm... Annemi hatırlarım... Yılbaşlarını... Her yıl kendiyle nasıl da barışırdı...
Yeni kararları... Annemin kızıyım...
Boynuz kulağı geçse bari...

Yeni yıl dileklerimi hazırlıyorum yine, huylu geçmiyor bir türlü huyundan.

Mumlarım içinde dilek biriktiriyorum...

Koşmaktan, terlemekten, fark etmemişim.
Yıl bitiyor...
Hem de nasıl!

İyiyim.

12/13/2011

Dışarıyı izlediğimi sanıyorsun sen... Ya da yalnızca pencereyi... Buğusunu...
Yanılırkenki sana bakıyorum uzaklardan...

"Seni böyle uzak...
Seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi...
Kafamın içinde duymak..."

Kelimeler cümlelere karışıyor, dans ediyorlar beynimde...
Gözlerini kapatıyorsun, uykuya yakışıyorsun...
Gölgeler oynuyorlar bizimle...
Biz... Olmayan bir şey... Hiç gibi...

"Şansımız dönmüş..."demiştim...
O anki sessizliğin, nasıl da gürültülüydü....
Geçmiş zamana dair en güzel tanımlar geliyor aklıma...
Hiçbirini seçesim de yok, tüm bunlar için içlenesim de...

Oturuyorum her şeyden uzak bir hayal şehirde...
Herkesinhayalişehri'nde...
Kahve kokuyor her yer, kış şarkıları çalıyor...
Pencereden güneşli gün sokağa, oynamaya çağırıyor...
Güneşi sevmiyorum.

Sonra gündem değişiyor...

12/08/2011

Dönüm...

Bazen ben fark etmeden de akıyor zaman...
Anlamıyorum bile...
Aynada sanki aniden belirmiş gibi gözaltı halkalarım...
Yorgunluktan diyorum.
Sonra kenarlardaki ince hatlar çekiyor dikkatimi... Daha az gülmeliyim diye düşünüyorum.

Zaman cidden fark ettirmeden geçiyor bazen.
Her sabah evden çıkıyorum, her yere koşarak yetişiyorum.
Sevdiğim ama vakit ayıramadığım insanlarla karşılaşıyor, acele selamlaşmalarla hasret gideriyorum.
Sohbetini özlediğim arkadaşlarımı oyalıyorum merdiven boşluklarında, bir kelime, bir kelime daha!
Otobüste uyuklayarak dönüyorum eve.
Aklımda binlerce şey, yarına dair ve öbür güne ve diğerine...

Unuttuğum doğum günlerini artık saymıyorum.
Gerçi bunun nedeni bir protesto... Geçen seneki doğum günüm ardından bu konuda lanetli olduğuma karar verdim, artık kutlamıyorum. Bu kara büyü bozulana kadar da kutlamayı düşünmüyorum.
Sosyal paylaşım ağlarının hatırlattığı doğum günlerini de kutlamaya üşeniyorum.

Yaş aldıkça, insanlar doğmaktan çok ölüyorlar... Ölüm yıl dönümlerinde ise hiç iyi değilim...
Bu akşam eve geldim...
Yine koşuşturmalardan fiziksel acı hissederek...
Bir kaç kısa anın hatırlattığı eski anılardan hafif bir kalp ağrısıyla...
Klasik bir gün sonu işte...
Kapıdan girdim, mutfağa geçtim, kahve yapmak için...
Bir baktım börekler, çörekler...
Seslendim teyzeme, hayırdır keyif yapmışız sanki toplanıp, nasıldı günün diye...
Bugün anneannenin ölüm yıldönümü ya, dua okuduk onun için dediği an...
Durdum. O an her şey durdu. Bardağa koyduğum sıcak su bile akmayı bıraktı bir an.
Rutinin içinde kayboluyorum dedim kendime!
Sonra...
Sonra her şey yine sıradan...
Öyle cidden ya dedim, bi' an gözleri geldi aklıma...
Beni nasıl da severdi... Sevilmekten bunca kaçıyorsam biraz da o nedeni... Boğulurdum sanki...
Çocukluktan kalma işte hep yaralarım...
Ama özledim sesini...
Gözlerim doldu sonra, ses etmedim...
Alıp kahvemi odama çıktım.
Maillerimi kontrol ettim...
Yapılacak işler, aranacak insanlar, planlanacak bir geleceğim var.
İçinde tamamen yalnız olduğum...
Bir an bütün bunların içinde boğulur gibi oldum.
Sonra bıraktım her şeyi bir kenara ve kendimi dinlemeye koyuldum.
Oturdum yazmaya başladım...
Doldum da döküldüm ya da...
Ne denirse artık...

Anlamsız, alt metni bol, yalnız kendi bildiğim bir dilde cümleler sıraladım.

12/07/2011

Hiç.

Mevsimler geçiyor...
Mevsimlerden geçiyorum.
Hiçim...
Gözledim dalıyor...
Gözlerim doluyor...
Kalıyorum.
Öylece...

Eski şarkılar, yeni şarkılar... Sadece şarkılar...
Bildiğim şarkıları söylüyor bilmediğim insanlar...
Hala hiç...

Uzaklara gittim.
Sisli bir akşamüzeriydi...
Yalnızdım.
Yapayalnız...
Bir meydanda...
Etrafımda insanlar, bilmediğim dilleri konuşuyorlar...
Hayatımda hiç... ama hiç... o anda olduğu kadar "ev"de hissetmedim!
Ne kahvem vardı, ne rüzgar, ne yağmurum...
Yalnız sis...
Yalnız ben...
Evdeyim.
Evdeydim...

***

Yazmadım.
Yazamadım... Çoktandır.
Ne zaman denedimse alıp elime kalemi, sen geldin aklıma, o geldi sonra ve diğerleri bir hızla...
Kafesinde tutsak olduğum göğüs... Yılların masalı kalp atışları... Bir varmış... Bir de baktım yok...
Binlerce mazeretin ardından, sendin, oydu ve diğer herkes içime akan gözyaşlarının sebebi...

***

Verilmesi gereken kararlar kapımda...
Yüreğim çocuk oysa hala... Korkuyorum.
Şaşırtıyorum herkesi...
Asıl beni gördüklerinden beri.
Evet, beceremediğimde olur her şeyi, bende korkarım...
Ama hallederim de.
Yine de yardım edebilirsiniz, sorun yok.
Direnirim, direnmem demiyorum ama yardım edebilirsiniz...
Sanırım...
Yapabiliyorsanız...

***

Bir yıl daha bitiyor...
İlk haberini vereyim...
Bu blog ömrünü tamamlıyor.
Defterlerim gibi... Her yıl biriken sıra sıra...
Son kayıtları bu alanın da...
Yenisi gelir mi gelmez mi bilmem.
Anlatacak hikayelerim var elbet, becerebilirsem dışıma çıkmayı...
Görebilirsem ne var ne yok...
Bir liman bulup da demirleyebilirsem...
Anlatacak bir hikayem var, sonunu bilmediğim...
Bir süre daha da bilmek istemediğim...

***

Mevsimler geçtim...
Aradım hep...
Şimdi kış...