Fotoğrafım
Çelişkisiyle güzel hatun! Akıllıca davranıp kalbini dinler. Bazen de dinlemez...

1/17/2011

** BİR ASİ RÜZGARDIM DA... **


Yıllar önce izlediğim bir filmde, 
ki film boyunca en sevdiğim diyaloğun da geçtiği o sahnede, 
adam kadına diyordu ki; 
" Yumurtayı nasıl sevdiğini bile bilmiyorsun... Sen kaybolmuş birisin! "

Ben, yalnızca sarısını severim. 
Her şekilde pişirilebilir, yalnız sarısını yerim. 
Ama... 
Bu bazen benim de kaybolmuş hissetmeme engel olmuyor... 

Bir yerleri yanlış boyamışım... Dışına taşırmışım sanki...

Birbirine benzeyen onlarca kelime,
 hiç benzemeyen içerikleriyle savaşıyor kuytularımda.
 Kendi hallerine bıraktım onları. 

Bir umursamaz rüzgara kaptırdım kendimi, oralı değilim; orası neresi bilmeden... 
Zaten aslında ben; hiçbir yerin "yerli"si değilim! 
Yok ne memleketim, ne evim. 
Sonuçta bütün dünya benim... 

Kalabalık bir yüreğim ve görkemli yalnızlıklarım var. 
İki ucum da birbiriyle çelişir.
 Genelde kafam, bu iki uç arasında gidip gelişlerin sarhoşluğundan güzeldir. 

Azalıyor her şey gitgide... Anlatamıyorum. 
İnandığım her şeyin aslında kendimi oyalamak, kandırmak için uydurduğum masallar olduğuna daha fazla ikna oluyorum her geçen dakika.
 Ve... Sürekli biriktiriyorum. 

Yalnızlıklarımı bile biriktirirken buluyorum kendimi.
 İnandığım her şeyi kör bir bilinçle tüketirken... 
Yaralarken kalbimi... 
Kanadıkça mutlu olur gibi içimdeki diğer kişi!

Her şeyi böyle erteleyerek öldürüyor, kaybediyorum. 

Değer verdiğim her şey, "tavan arası yığınları" içinde tozlu yerini alıyor bir hızla, 
önüne geçmiyor, kendimi durdurmuyorum.
 Kimse durdurmuyor. 

...

Peki.



İyiyim. 
Her şey yolunda. 
Aklımda, yüreğimde hiçbir kuytu yok; kırgın, eksik...
 Tamam her şey. 
Söz verdiğim gibi... 

Boş verdim onları.
Ama...
Dokunmasınlar kanatlarıma!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder