Üzerimdeki kırgınlık; içimden geliyor. Anlıyorum. Zamanla. Düşündükçe, üzerine...
Veda haziranı... Hissediyorum. Bu kez apaçık ortada olup da görmek istemediğimi...
***
"Zor gelir sıra vedalara... " Ama hep gelir...
***
Bu ayrılığın sancısı değil içimdeki, geçmişin hatırası. Sevdiğim her şeyi alıp götüren haziranlardan kalma bir sızı... Sevdiğim herkesi alıp götüren haziranlardan kalma...
Günlerdir düşüyor önüme bir bir...
Otobüsteyim, cam kenarı... Akşam üzeri, gün batmakta... Gözlerimde yaş... Bir şehri terkediyorum, bir gün yeniden gidebilirim belki diyerek. Dışarıdan beni neşelendirmek için her şeyi yapan biri...
Ne o şehre geri döndüm, ne o biri gözyaşından başka bir şey oldu... İlk kaybım, kalbime ilk kazık... En yakın arkadaşım... İlk veda haziranım... Önce sen gittin. Affetmem uzun sürdüyse, ondandır.
Sonra hiç sevmedim uğurlanmaları, karşılanmaları... Yalnız bindim her otobüse, uçağa, trene... Ardımdan el sallanmasına bir daha hiç dayanamadım.
Bir kaç yılda tekrarlanan ritüeldi ayrılık. Hep çok sevdim, hiç alışamadan... Alıştığımın farkına varamadan. Bir farkındalık hali belki canımı şimdiden böyle acıtan. Çok özledim...
Özleme alışmak, cehennem gibi... Her şey sıradan, herkes geçici...
Hep kalsın dilerken içimden sessizce, gidişini izledim herkesin nihayetinde.
***
Kahraman dediğim, kalabilendi hep. Beni kurtaracak kişi, gitmeyecekti. Veda etmeyecekti. Veda etmeme izin vermeyecekti. Kahramanlar yaşamıyor, evet...
Ama, herkes gider mi?!
Gerçekten mi?...
***
Bir dönem bitiyor...
Her geçiş dönemi sancılı... Biliyorum.
Herkes gitti... Biliyorum.
Ben de dayanamadım kalmaya...
Gidiyorum.
***
Her olay örgüsü, nasıl başladıysa öyle kapanır. Duvardaki silah, patlar.
Başladığım gibi bitiriyorum.
***
Önümde yollar uzanıyor...
Seçmek... Kolay.
Sonra dayanmak, tartışılır.
Kendim seçtikten sonra hallederim.
Ama... Değişse bir şey...
Uğurlanmak değil de...
Neyse.
- İRONİK HATUN
- Çelişkisiyle güzel hatun! Akıllıca davranıp kalbini dinler. Bazen de dinlemez...
6/19/2011
** Ben bazen... Sık sık... Ama arada zaman zaman... Sonra yine artarak... Öyle. **
" Yağmur yağıyor sanırım... Yalnızım... Etraf kapkara, mum ışıkları yetmiyor yolumu bulmama... Nedenini bilmediğim bir ağlamak içimde... Sense çok uzaklarda... " - 2004
2004... 2011... Onca yıl...
Değişmedi hiç yüreğim... Boyundan büyük acır daima...
Sevdiği uzağındadır daima...
Özler, çok özler daima...
Yakın düşmandır sanki, uzak güvenli... Bir biçimde.
***
Yağmur yağıyor şimdi... Takvim haziran ortasını geçti.
Öyle bir yağıyor ki, düşüncelerimi bile duyamıyorum sesinden...
Onca zaman sonra değişen yalnız yağmurun şiddeti sanki.
Yağmuru; severim.
***
Aynı pencere önünde yazıyorum yine... Kahvem... Kırmızı ağacım...
Saçlarım artık ağacımla aynı renk değil.
***
"Ev"de hissetmiyor sanki artık göğüs kafesimde, yüreğim.
Bu iyi mi, değil mi bilemedim...
***
Gök gürültüsü bastırıryor tüm sesleri...
Gök gürültüsü hiç korkutmadı beni...
***
Yazın bir türlü gelmeyişine üzülenlerden değilim.
Sıkıldığım oluyor yağmurdan... Güneşi sevdirecek kadar olmasa da...
Bu daimi sonbahar hali, ruhuma huzur...
***
Eskilerden bir film bulmalı şimdi beni, alıp içine; sakin... o dünya da büyütmeli.
Bu dünya çok gaddar, çok yabani...
Benim gibi bazen, bazen değil gibi...
***
Yerini yadırgıyor hatıralarım sanki... Günlerdir gürültüyle yer değiştiriyorlar beynimin içinde.
Yağmur yavaşlıyor, belli belirsiz yine...
Hatıralarımın sesi çıkıyor yüzeye...
Geçen zaman... Gelen zaman... Yer açıyorlar kendi içinde. Ben karışmıyorum.
***
Olması gerektiği gibi olsun her şey, uğraşmıyorum.
***
Kimi kandırıyorum?!
***
Bir şarkıya ihtiyacım var.
Yeni...
Kahraman...
Güçlü...
Huzurlu...
Tek başına, bulamıyorum.
2004... 2011... Onca yıl...
Değişmedi hiç yüreğim... Boyundan büyük acır daima...
Sevdiği uzağındadır daima...
Özler, çok özler daima...
Yakın düşmandır sanki, uzak güvenli... Bir biçimde.
***
Yağmur yağıyor şimdi... Takvim haziran ortasını geçti.
Öyle bir yağıyor ki, düşüncelerimi bile duyamıyorum sesinden...
Onca zaman sonra değişen yalnız yağmurun şiddeti sanki.
Yağmuru; severim.
***
Aynı pencere önünde yazıyorum yine... Kahvem... Kırmızı ağacım...
Saçlarım artık ağacımla aynı renk değil.
***
"Ev"de hissetmiyor sanki artık göğüs kafesimde, yüreğim.
Bu iyi mi, değil mi bilemedim...
***
Gök gürültüsü bastırıryor tüm sesleri...
Gök gürültüsü hiç korkutmadı beni...
***
Yazın bir türlü gelmeyişine üzülenlerden değilim.
Sıkıldığım oluyor yağmurdan... Güneşi sevdirecek kadar olmasa da...
Bu daimi sonbahar hali, ruhuma huzur...
***
Eskilerden bir film bulmalı şimdi beni, alıp içine; sakin... o dünya da büyütmeli.
Bu dünya çok gaddar, çok yabani...
Benim gibi bazen, bazen değil gibi...
***
Yerini yadırgıyor hatıralarım sanki... Günlerdir gürültüyle yer değiştiriyorlar beynimin içinde.
Yağmur yavaşlıyor, belli belirsiz yine...
Hatıralarımın sesi çıkıyor yüzeye...
Geçen zaman... Gelen zaman... Yer açıyorlar kendi içinde. Ben karışmıyorum.
***
Olması gerektiği gibi olsun her şey, uğraşmıyorum.
***
Kimi kandırıyorum?!
***
Bir şarkıya ihtiyacım var.
Yeni...
Kahraman...
Güçlü...
Huzurlu...
Tek başına, bulamıyorum.
6/18/2011
** ÖYLE **
Yangın yeri... Tüm dünya sanki.
Bütün gün çıkmadım yataktan, yaşamayı protesto eder gibi...
Anlaşılmayı bekledim, çocuk saflığımla...Ya da ondan geriye ne kaldıysa...
İyi gelecek şarkılar umdum, bulamadım...
Telefonum çalmadı... Hiç çalmadı... Düşünüldüğüm her anı cehenneme çevirdiğim zamanların bedeli gibi...
Çok sevildim.
Çok sevilmeyi, sevemedim...
Ruhum, özgür... Ruhum, asi... Ruhum, dik başlı...
Yalnız...
Ne kadar da yalnızız. Ölüm gibi bazen.
Bir yolun sonundayım, hesap tutmaz aklımla muhasebe telaşında...
Aklımda bir kaç soru...
Acaba diyorum, acaba tahammülü seçseydim, yetinmeyi bilseydim... Mutlu olmazdım ya, belki daha sakin olurdum... Susuyorum sonra, kendimi bilmezliğime. Saçma sorulardan bir yol sonu... O da geliyor aklıma, onca yılın hatırına... Bir tek ihtimal bile veremiyorum...
"5 yılı tek kalemde siliyorum da bir tek anı aklımdan silemiyorum" zamanlarım düşüyor birden önüme... Neler geçmiş diyorum...
Bütün gün yatakta kalmak bana göre değil... Alıp kitabımı çıkmalıydım... Botanik Park'ı çok özlemiştim... Gidip kitap okumalıydım... Uzun uzun, anlamsızca dalmalıydı gözlerim... Dolmalıydı belki...
Aldığım öğütü dinlemeliydim, kendimden uzak, kendimle bir gün geçirmeliydim. Dinlemedim.
Sorun değil... Ben kendimden başka kimseyi çok da dinlemedim... Yanılmadım da... İhtiyaç doğmayınca anlamlı da gelmedi.
Ama bugün...
İlk kez bugün...
Yalnız olmak, tek başıma halletmek istemedim...
Bu yeni...
Korktum.
Benim yanımda olmak, durmak... Zor. Hiç bitmeyen bir savaş... Kimsenin kazanamadığı... Bana rağmen kim duracak ki?!
Ah...
Nefes alıp vermek değil mesele... Alıyorum, veriyorum... Göğüs kafesim ağrıyana kadar hem de... Ama...
Hep bir ama cümle sonlarında, yalanlıyor dünyamı...
Korkuyorum bazen... Kurmaya korktuğum cümlelerden... Daima işteş çatılılardır... Ben kendimden eminimdir de, kefil olamıyorumdur diğer kimseye... Korkarım ben de... Söylemem ama...
Serde... Var işte ne varsa... Ağlamam da...
Yersen.
Bütün gün çıkmadım yataktan, yaşamayı protesto eder gibi...
Anlaşılmayı bekledim, çocuk saflığımla...Ya da ondan geriye ne kaldıysa...
İyi gelecek şarkılar umdum, bulamadım...
Telefonum çalmadı... Hiç çalmadı... Düşünüldüğüm her anı cehenneme çevirdiğim zamanların bedeli gibi...
Çok sevildim.
Çok sevilmeyi, sevemedim...
Ruhum, özgür... Ruhum, asi... Ruhum, dik başlı...
Yalnız...
Ne kadar da yalnızız. Ölüm gibi bazen.
Bir yolun sonundayım, hesap tutmaz aklımla muhasebe telaşında...
Aklımda bir kaç soru...
Acaba diyorum, acaba tahammülü seçseydim, yetinmeyi bilseydim... Mutlu olmazdım ya, belki daha sakin olurdum... Susuyorum sonra, kendimi bilmezliğime. Saçma sorulardan bir yol sonu... O da geliyor aklıma, onca yılın hatırına... Bir tek ihtimal bile veremiyorum...
"5 yılı tek kalemde siliyorum da bir tek anı aklımdan silemiyorum" zamanlarım düşüyor birden önüme... Neler geçmiş diyorum...
Bütün gün yatakta kalmak bana göre değil... Alıp kitabımı çıkmalıydım... Botanik Park'ı çok özlemiştim... Gidip kitap okumalıydım... Uzun uzun, anlamsızca dalmalıydı gözlerim... Dolmalıydı belki...
Aldığım öğütü dinlemeliydim, kendimden uzak, kendimle bir gün geçirmeliydim. Dinlemedim.
Sorun değil... Ben kendimden başka kimseyi çok da dinlemedim... Yanılmadım da... İhtiyaç doğmayınca anlamlı da gelmedi.
Ama bugün...
İlk kez bugün...
Yalnız olmak, tek başıma halletmek istemedim...
Bu yeni...
Korktum.
Benim yanımda olmak, durmak... Zor. Hiç bitmeyen bir savaş... Kimsenin kazanamadığı... Bana rağmen kim duracak ki?!
Ah...
Nefes alıp vermek değil mesele... Alıyorum, veriyorum... Göğüs kafesim ağrıyana kadar hem de... Ama...
Hep bir ama cümle sonlarında, yalanlıyor dünyamı...
Korkuyorum bazen... Kurmaya korktuğum cümlelerden... Daima işteş çatılılardır... Ben kendimden eminimdir de, kefil olamıyorumdur diğer kimseye... Korkarım ben de... Söylemem ama...
Serde... Var işte ne varsa... Ağlamam da...
Yersen.
6/05/2011
** YAZ BAZEN ANİDEN GELİR **
Bütün tanımlar alabildiğine saçma tabii, sınır koymamalı...
Yine de biliyorum ki her şey özünde ait hissetmekle ilgili...
İşte içimdeki bunca özlem... Bunca boşluk...
Ve huzursuzluk...
Bununla ilgili...
"Ev" ile...
***
Uzak...
Şimdiye dek sevdiğim her şey bana uzak...
Gücü elimde hissetmek ihtiyacından bazen, benim uzak...
Ama işte, her şey uzak!
***
Bir başka şehrin düşünde; uyuyor, uyanıyor, kahve içiyorum yine.
Ve yağmuru dinliyorum... rüzgarı dinliyorum...
İçimde usul usul ayak sesleri...
Toplanıyorum!
Kimselere sezdirmeden, kimselerden taşınıyorum.
Anlamıyorlar...
Anlamasınlar...
***
İnsanları sevmiyorum...
Kendimden bildiklerim başka...
Dilimi bilenler, kastımı anlıyor.
Diğer bütün açıklamalar, sinirimi bozuyor.
***
"Bir sonsuz yağmur yağsa..."
İçim serinlese, soğusa...
Ruhum bazen, sanki çaresiz bir hastalığa yakalanmış gibi yaslı...
Bazen mucizevi bir tedaviye rastlamışçasına çoşkulu...
Ama hasta değil, tedaviye ihtiyacı da yok.
Yalnızca hissetmek istiyor. Kendince oyunlar uyduruyor. Kızamıyorum.
Kızmıyorum.
***
Hafta sonlarını sevmiyorum.
Zaman duruyor sanki.
Zaman durduğunda içinde olmayı sevmiyorum.
Zaman durduğunda içinde yalnız olmayı sevmiyorum.
***
Yalnızlığımı seviyorum...
Kim dokunmaya kalksa ona, yanıyor...
Ona dokunmadan da sevmek mümkün beni...
Sanırım.
***
Alanıma müdahale edilmesinden nefret ediyorum!
Ve evet, bütün buralar benim.
Dünyamda nefes almayı kaldıramayan insanlar, kaybolabilirler...
En azından onurlu hatırlarım...
O'nun gibi...
Evet, bütün sorun O belki...
***
Bir yaz daha...
Geldi...
Yazları sevmiyorum!
***
Kendi kendime söylediğim bir şarkı sadece, daha ötesi olsun diye dualarıma karışan...
***
" Bakarsın umduğundan iyi geçer yaz..."
***
Sıkıldım, sıkıldım uçmak istiyorum!
5/27/2011
** ... **
Nereye gitsem...
Yağmur götürüyorum...
Ben.
Yağmur...
Benimle geliyor...
Nereye gidersem.
Demem o ki;
yağmur yağıyor,
yeryüzünden gökyüzüne...
Şiddetimden!
5/23/2011
** aşkın "HİÇ" hali **
Hiç kırmayacak...
Kırılmayacak...
Kaybolmayacak...
Hiç kaybetmeyecek değerinden...
Tükenmeyecek...
Bitmeyecek...
Hiç kirlenmeyecek...
Kirletmeyecek...
Solmayacak...
Söndürmeyecek...
Körelmeyecek...
Ölmeyecek... hiç... ölmeyeceksin...
***
Yaşamamış çocuğum, seni öyle derin, öyle çok... ve öyle uzak... sisli... kendimce... hep!
Büyüğüm, akıllım...
***
Bir ilk bahar akşamı...
Hiç gelmeyecek sandığım bir ilk bahar akşamı...
Yağmur sonrası, toprak kokum olacaksın...
Kendime rastladığım bir romanda, kendime o çok benzettiğim karakter kahve içerken bir kafede, hemen arka masasında sen oturuyor olacaksın...
Yürüdüğüm yolda, başka bir yöne bakarken geçeceksin hep yanımdan...
Çünkü göz göze gelmek yangın sebebi...
Biz hiç sönmemek için, yanmayacağız...
***
Sen sarıldığında geçecek tüm sancılarım ömür boyu göğüs kafesimde oturacak, yine de dilerken dünyanın şefkatini seni katmayacağım içine...
Hep koruduğum yerde kalacaksın.
Sana dokunmayacağım...
Çaresiz hastalığımın tek tedavisi olsan bile, çağrılmayacaksın...
Sensiz öleceğim ama sen ölmeyeceksin.
***
Kutsal bildiğim gözlerin, her gece beni izleyecek uyurken, gözlerimi kapattığım an bana bakacaksın cennetin yedinci katından...
Söz verdiğin gibi "düş"üm olacaksın...
Ben bir masal prensesi...
***
Ey görkemli Simurg, renklerin geceme ışık, ömrüme yol...
Kelimelerime barış...
Kalbime temiz hava...
Bu sarhoşluğum ondandır...
İnanmaktandır bir uzak ülke hayaline...
Güvenmektendir yine...
Sen diye diye...
***
Cümlelerini benden esirgeme...
***
Düşümdesin... Düş peşime...
5/21/2011
** ALINTIDIR **
Çöl masalıdır ayrılık çocuğum , kuma karışır...
Yol alır ayrılanlar çöle ...
Yol alır ayrılanlar çöle ...
Kervanlar geçer , heybeleri kahırla yüklü Kervanlar ...
Tepinir dururlar yüreklerin hemen üstünde...
Tepinir dururlar yüreklerin hemen üstünde...
Aşk , kocaman eksilmektir çocuğum.
Sen bunu , upuzun trenler gibi düşün...
...trenler kadar büsbüyük bir eksilmek
Gırtlağında İbrahim`in bıçağıyla yaşar sevdalılar
Gırtlağında İbrahim`in bıçağıyla yaşar sevdalılar
ama sen korkma ...
Melekler var ...
Ağrır birden , geri teper çocukluktan kalma yaralar...
Bak , senin dizlerinde , benim kalbimde aynı yara var.
Tutamaz ayrılanlar hayatın rengarenk uçurtmasından
Ama sen , sıkı tut , bırakma sevincin pamuk ipliğinin ucundan...
Aşk , şu kadar ölmektir çocuğum...
Sen bunu , gökyüzü gibi düşün...
Minareler , kuleler gibi koskocaman...
Yekparedir insan, sevmezden evvel...
Tamdır , eksilmemiştir henüz...
Tamdır , eksilmemiştir henüz...
Sen bunu , çarşıdan aldığın nar gibi düşün...
Bir tane , eve gelince hani bin tane...
Tane tane , gez , göz , arpacık ve tetik
ve , parça parça
o tekerlemedeki nara döner ayrılanların yüreği
kan kırmızısı dökülmüş ,üstelik ömrü saçılmış...
kan kırmızısı dökülmüş ,üstelik ömrü saçılmış...
Senin pencerene konan minimini bir kuştur aşk çocuğum...
Al yine de içeri , ama üşüme...
ve sonra unutma...
Usul usul sızar sevdaya düşerken ayrılığın da zehri...
Sen bunu aynı anda bir havuzu dolduran iki musluk gibi düşün...
Yok yok kapatma gözlerinin vanasını...
Bırak yağsın bulutlar izin ver fırtınaya...
Nerdeymiş çocuğum hanimiş,hanimiş Nuh!
Bak asıl şimdi başlıyor tufan...
SEVGİ YILMAZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

