Sanat üzerine yapılan tüm sohbetlerin uğranan duraklarındandır Van Gogh. Işık ve ışık oyunlarından ne zaman açılsa konu, fotoğraf üzerine konuşurken dahi önce Rembranth anılır. Sohbet evrilirken böyle böyle sıra, bu sanatçıları yetiştirmiş ülke, Hollanda'ya geldiğinde ise değişir yönü rüzgarın, derinlik yok olur birden, hafifler konu. Red Light ve seks ticareti ile kahkahalar yükselir oradan uyuşturucuya ve özgürlüğün aslında odalara hapsedilmiş versyonlarına gelir sıra. Bunlar yatırılır masaya. Işık kaybeder etkisini, gözler kısılır, değer azalır.
Oysa Hollanda halkı da bilirkişileri de bu durumdan oldukça şikayetçi. Böyle anılmaktan nefret ediyor ve ülkelerine gereken önemin verilmesini istiyorlar. Fakat sıra iktidar ve politikacılara geldiğinde, gurur duydukları ülke bütçeleri yeterli görülmüyor ve “bütçe kesintisi” ön plana geliyor... Sanat, doğduğu topraklarda bile gereken ilgiyi ve saygıyı göremiyor...
Jetta Klijnsma diyor ki; “ Bütçe kesintisi kesinlikle önemli bir sorun. Sanat ve müzeler yalnız yetişkinler için değil özellikle çocuklar ve onların gelişimi için çok önemli. Onların bütçe kesintisi nedeniyle kapanda durumu ile karşı karşıya kalması korkunç. Fakat ben yine de bu kadar olumsuz olmak istemiyorum. Bu durumla mücadele etmenin bir alternatifi bulunacaktır. Bunun dışında bu yalnızca bir süreç, geçecek. Şu andaki iktidar sanat sevmiyor ve bunu gözden çıkarmaya hazır. Fakat söylediğim gibi bu değişecek... “
“ Paranız varsa, daima sanat vardır.”
Prof. Hendrik Henrichs'in bu konuya bakışı ise çok farklı değil. Sanat tarihi üzerine de çalışmış olan Henrichs diyor ki, “ Şu andaki iktidar sanatı sevmiyor ve gözden çıkarmış durumda. Bu onlar için çok da önemli değil. Halkı düşünmüyorlar. Kaldı ki sanatı elitler için görüyorlar. Paranız varsa sanatınız da vardır. Yoksa zaten sanat size göre değildir. Böyle bir düşünce var sanırım. Ama ben umuyorum ki müzeler bu durumla baş etmenin bir yolunu bulurlar... “
Tam da bu noktada Central Museum'un yöneticisi Edwin Jacobs'un cümleleri destekliyor bu durumu. “ Değişik projelerimiz ve yeni eğitim programlarımız bu durumla baş etmemizi sağlayacak diye umuyoruz. Bu durum bizi daha da yaratıcı olmaya itti. Çok şikayetçi olduğumu söyleyemem. Daha çalışkanız. İyi eğitilmiş ve incelikle seçilmiş ekibim ve ben bu işin altından kalkacağız. Müzeler kültür-sanat birikimi ve genç neslin bu alanda eğitim alabilmesi, ilerleyebilmesi için oldukça önemli. Haliyle sessizce neler olacak diye beklemiyor, yeni projeler üretiyoruz. “
BÜTÇE KESİNTİSİ YOK HİZMET KESİNTİSİ VAR
Duruma karşı önlemlerini almış görünen müzelerin yanında, bütçe kesintisine uğramasa dahi büyük bir bölümü uzun süredir tadilat nedeniyle kapalı olan ancak Hollanda için oldukça önemli eserlere ev sahipliği yapan Rijksmuseum, bu nedenle tam kapasite hizmet verememekte. Bu bölümlerin daha ne kadar süre kapalı kalacağı ise merak konusu. Yine de okullar için eğitim turları, kullanıma açık alanlarda sürdürülüyor.
Van Gogh Museum da bütçe kesintisinden etkilenmeyen müzeler arasında. Halkın ve turistlarin büyük ilgi ve beğenisini kazanmış ve kazanmaya hızla devam eden müze yalnız Van Gogh eserlerine değil, çeşitli uyarlamalarına ve esinlenmelerine de ev sahipliği yaparken bir de Van Gogh'un ünlü eseri Van Gogh'un Odası'nın birebir boyutlarda maketine sahip. Böylece sanatçının bakış açısı ile kıyas yapmayı ve onu daha iyi kavrayabilmeyi mümkün kılıyor.
KASIM... HOLLANDA... ve SANAT...
Sisli sokaklar, caddeler boyu kanallar, üzerlerine yakamoz misali yansıyan sokak lambaları... Kilise çanları... Sessiz, çok sessiz sokaklar...
Bunca önemli ismi yetiştiren bu ülke hala tüm ilhamını korumakta... Hava kararır kararmaz evlerine çekilen Hollanda halkı sokakları sanki sanatçılar için terk eder gibi.
Rembrant'ın gölge ve ışık oyunlarında nasıl bunca muhteşem olduğunu anlamak için tek bir an yeter... Hala geçmiş yüzyıllar gibi kokuyor ülke. Sanat dolu...
Aslında bir İtalyan olan ancak bu koku için gelip bu ülkede yaşamını sürdüren Prof. Raniero Speelman; “ Bunca huzur ve sanatın ilerleyişi hep aklımı karıştırmıştır. Sanatçı rahatsız bir adamdır. Üretmek için öyle olmalıdır. Gerçi melankolik bir ülke burası. Sisli, yağmurlu, soğuk... Üretmek için gereken ne varsa burada var. Fakat zaman sanatın alehine işliyor. Tüm dünyada olduğu gibi burada da bu böyle. Ve ben o kadar da olumlu bakamıyorum bu duruma... Bütçe kesintileri yalnızca başlangıç... Her yerde böyle başlar. Sonra sanat değerini yitirir. İlgilileri ve zenginler dışında kimse kalmaz yanında. Zenginlerde bir şey anladıklarından değil, anlıyor gözükmek için oradadırlar. Böylece bir avuç sanat sever ile başbaşa kalıverir onca eser. Bu bir süreç evet. Ve karanlığa doğru sürüp gidecek...”
Özetle Avrupa, sanatın doğduğu büyüdüğü topraklar, şimdi onu kendi kaderini mahkum etmiş, tek başına bırakmış durumda. Halk sanat üzerine eğitilmediği sürece bir mucize olmadıkça gereken bilinçle sanata hak ettiği değeri veremeyecektir. Bilirkişilerin yorumları bu yönde. Hal böyle iken Hollanda uzun bir süre daha seks turizmi ve uyuşturucu ticareti ile “özgürlük(!)ler ülkesi” olarak anılmayı sürdürecek gibi...
Ne de olsa bu bir “süreç”...
Buğu Begüm ORHAN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder