Üzerimde kırmızı bir battaniye...
Kalkıp yürüyorum, ilişip bir köşesine manzaranın, uykumda benden habersiz başlamış, gökyüzünden düşen kristal tanelerini izliyorum.
Sanki süren bir rüyanın parçasıyım ve aynı zamanda yarım kalmış bir hikaye...
Kendime bir bir kar taneleri seçiyor, oradan oraya süzülerek düşüyorum.
Telefonda duyduğum ses yabancı...
Ömrümün yarısını uyuduğum bu yatak yabancı...
Yastığım...
Baş ucumdaki fotoğraf...
Kitaplarım...
Sanki onları bir yerlerden çıkaracağım...
Bir de kar kürem var...
İçinde tanışıp çok sevdiğim bir şehirden binalar...
Darmadağın odam.
Sanki taşınma hazırlığı...
Koliler eksik bir tek ve bir de başka oda hayali...
Zamanı durdurmak gibi darmadağın...
Zamanda durmak gibi...
Hiç ses yok.
Çıt çıkarmıyor gece...
Mağrur bir tebessümle susuyor yalnız.
Ben gibi.
Var bir bildiği...
Anlamışlığı...
Hissetmişliği...
Var.
Bu sessizlik ondan.
Kırmızı ağacım tüm yapraklarını döktü çoktan.
Çırılçıplak, soğuk...
Dallarında kar taneleri taşıyor şimdi...
Eriyen taneler köküne hayat...
Sokak lambalarından daha aydınlık kış...
Zihnim bomboş...
Yazısız bir tabelayım bu gece...
Akmayan hecelerim bile tıkanmıyor kıvrımlarında beynimin...
Soluksuz bir sessizlik...
Kış gibi...
Gece gibi...
Huzursuz bir sessizlik...
Uykusuz...
Şarkılar düşürüyorum aklıma...
Bir kadın yürüyor, siyah beyaz bir sonbahar sokağında...
Sesindeki keder huzurlu, piyanoda akıp giden parmaklar yalnız bırakmıyor onu...
Mırıldanmaya korkuyorum, kusursuzluğu bozma endişesiyle...
Cennetten bahsediyor bir deli düşte...
Paralel bir evrende, yine otururken böyle, aynı şeyleri düşünüyorum.
Derken saat gece yarısını vuruyor.
Bir yerlerde büyü bozuluyor, hissediyorum...
Evden uzakta olmanın sancısı, geceyi bölüyor orta yerinden...


güneş batıyo hüzün var havada
YanıtlaSilmartılar çığlık çığlığa hasret var sözlerinde
dalgalar sahile hiç vurmadığı gibi vuruyor
rüzgar bırakmış esmeyi susuyor..
mehtap hüznü değil bu yakarıyo dünya
bastığın toprak kayıyo çekiyo beni derya
bulutlar kaplamış direniyo yağmura
suya hasret kalmış bu kumsalda...
Tahta salıncakta buluşalım...
SilDolunayın aydınlattığı yaz gecelerinden birinde,
Çocukluğumuzun güvenli köşesinde...
Şarkılar söyleyelim...
Kahkahalarla bölünelim...
Hala oradayız, biliyorum...
Geri dönelim, sonsuza kadar mutlu, hep geri dönelim...