Ortaçgil, "yaz doymuşluğu"nu tamamen tükettim...
Az önce kalan son kırıntılar da bitti...
Deli bir yaz arzusu içimde...
Sırılsıklam terlemek, denize girdiğimde vücudumdan o serinleme ile buhar çıktığını görmek istiyorum...
Uzun, kimsesiz kumsallarda çıplak ayaklarımla koşmak, akşam üzeri hafif rüzgara henüz uzamakta olan saçlarımı savurmak, tuz kokmak istiyorum...
Yüzüm gerilsin, cildim kurusun, çillerim çıksın yine!
Yağmur hiç durmayacakmış gibi yağıyor...
Kar yakın yine, öyle söylüyorlar...
Ben kumlarda kavrulan ayak parmaklarımın düşündeyim.
"Anlatıcı"nın mağarası gibi, benim sığınma evim hep ılık bi' kumsaldı...
Kara çocuğu olduğuma ruhum bile karşı çıkarken, bilinçaltımı da yanına alıp, ben anca direneyim bu şehirde...
Tuzdan gözlerim kızarsın istiyorum yine...
Kirpiklerim karışsın birbirine...
Ben yaza karışayım, yaz bana, sırılsıklam, ter içinde!
Denizi özledim ben!
Yeşili özledim, maviyi özledim, sarıyı bile özledim!
Kıştan, aslında hep kıştan...
Sezen dinliyorum şimdi, "Şen Şarkı"yı söylüyor...
"Gerginsin rahatla!"diyor...
Ne güzel diyor, ne güzel...
Ne güzel diyor, ne güzel...
İçimdeki kara deliklerden sürüklenen düşünceler bile kayboluyor araya yaz rüyaları girdiğinde...
Düşünmüyorum, hissetmiyorum, yaşamıyorum...
Yaz gelsin istiyorum.
İnsanlığımdan, nankörlüğüm.
Kış diye inlediğim her an kadar yaz diye sızlanıyorum şimdi.
Kış diye inlediğim her an kadar yaz diye sızlanıyorum şimdi.
Kendimi de biliyorum yani.
Delikanlı olma halinin suyunu çıkararak!
Bugün, bileklerimi kesmek için bir nedenim daha var işte!
Yaz gelmezse yakarım bu gezegeni!
Bitti.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder