Hiç...
Hiçbir şey kalmayacak geriye...
Tek bir his bile.
Adım gibi bildiğim ve anlatmak için bir türlü doğru yolu bulamadığım ne varsa izledim bugün.
Hala kararmamışken dünya.
Perfect Sense...
Başladığı andan son sahneye kadar gözlerimi kocaman açıp izlediğim film.
Masum masum kafa sallamadığım tek bir sahnesi olmayan...
Bütün salon "çift" iken, "tek" izlediğim film...
Bu filmi tek başına izlemek zannediyorum yürek ister.
Anlatısını kaldırmak ağır.
Yalnız öleceğiz.
Ve...
Bundan ölecek kadar korkuyoruz.
Böyle.
Ama bunu zaten bildiğinizde "o kadar da" acıtmıyor.
***
Koku...
Tat...
Duyma...
Görme...
Gittiğinde...
Geride kalan her şey hayat.
Hep kalan ne varsa o.
Yine de devam ediyor, hayat!
Yalnız değilsen.
Paylaşmadıkça değeri yok.
Eğer karanlıksa dünya, yanağınızdan akan yaş bir diğerine karışmalı...
Son sahnede ben bu yüzden ağladım.
Kimseye karışmadan.
Bir zaman anlatmaya çalıştım birine tüm bunları, anlamadı.
Sonra kahraman sandım kendimi, birine tek bir kişiye bile anlatabilirsem ona da ulaşırım sandım.
Dünya böyle dönmüyor.
Kimse "o" değil diye, hep eğreti durdu anlatılarım.
Sonra bir akşamüzeri, aniden...
Vazgeçtim.
Bir şeyler o an değişti, hissettim.
Belki de dağınık bırakmalı bazen.
Öğrendim.
Ama konu bu değil şimdi...
***
Duygular...
Karmakarışıklar...
Bu film, hissedebileceğiniz her şey!
En gerçek, en doğal haliyle...
Hiçbir sansüre uğratmadan anlatıyor dünyaya dair ne varsa.
Korkularınızla yüzleşiyor, öfkenizle barışıyorsunuz...
Affetmenin ardından, anlamanın geldiği an, karanlık artık korkutmuyor.
Kaçmayı bırakıyor, kazanıyorsunuz.
Bu film, benim beceremediğim her şey.
Ve bu cümle, korkarım bana ironik diyen arkadaşlarıma bir neden daha...
Bunun da bir ilgisi yok aslında.
Olay şu ki, çabalayıp durduğumuz o "diğeri"ni arama hali...
Boşuna değil.
Olmamalı.
Öyleyse, dünya gerçekten fazla karanlık.
Ben yalnızlığı kalabalıkken seviyorum.
Ve "iki" benim için yeterince kalabalık bir kelime.
En doğal haliyle...
İki yarımdan bir bütün olmak değil olay.
Ben "tamam"ım...
Yanıma bir "tamam" daha lazım.
Herkesin yarım kalması bundan.
"Bir diğer eş"
"Diğer tek"
"Mr. & Mrs. Asshole" olmak lazım...
PS: I Love You!
Hayır az önce bunu yapmış olamam!
Neyse, notum şudur ki;
Bu filmi izlemeden bütün bunları neden yazdığımı anlamak zor...
Dilerim ki benim de bir filmim, kullanma kılavuzum vs olur da anlaşılırım bazen daha kolay.
Olurda bir "diğer tek" bulamazsam dilimi bilen.



ilk kısmını okudum yazının. ilk fotoğraftan sonrasını okumadım film ile ilgili bişiler anlamak istemedim. izleyince okuyacağım ama birşeyi not etmek isterim, biz filmleri genelde tek başımıza izliyoruz. Özellikle aşk ile ilgili filmleri. Biliyorsun sevgili vb.. insanlarla aksiyon-bilimkurgu fantastik kategorilerinde takılıyoruz. tesadüf müdür? bilemiyorum. sanmıyorum :)
YanıtlaSilBence de... ( Burada -de ayrı mı, birleşik mi bir düşündüm önce... Sonra dedim ki ne birleşik, ayrı olsun bunlar da... Kendi irademle ayırırım bırakmadan hiçbir imla kuralına. Burası benim dünyam dedim. Sonra da neyi abartıyorsam yine, bırakayım dağınık kalsın en güzeli dedim. Bu aralar çok konuşuyorum özetle... )
YanıtlaSil