Eylül akşamı...
Açık penceremde gökyüzü, yıldızsız... Bulutlar kaplamış her yeri...
Sokak lambasıyla ışıldıyor kırmızı ağacımın yaprakları...
Odam yine darmadağın, erteledim tüm gün iki parça eşyayı katlamayı...
Kontrol etmesem de yaşamın sürdürülebilir olduğu üzerine bir deney için çalışıyorum.
Aslında sadece üşeniyorum.
Bir yerlerde Eylül sabahı...
"Özlemek" kokusu sonbaharın, dünyanın bir ucundan bir ucuna, dolaşıyor. Hissediyoruz.
Cümleler yetmiyor bazen, susuyoruz. İnsan olmak, garip. Kuş olmalıydık...
Zümrüd-ü Anka olmadığından ben Martı'yı seçerdim.
Rüzgar eserdi... Karşı dururdum...
Zorum var zira, hayatla, ne olursam olayım!
Kavgam var, bir derdim.
Var illa...
Huzurun huzursuz ettiği ruhum, Kaf Dağı'na, koyuldu yola...
Arıyor... Arıyor... Arıyor...
Bu hikayedeki Kaf Dağı'nın Darcy ile ilgili olmasını dileyen romantik düşler var elbet... Değil.
Hayallerim, çok daha benim! Yolda karşılaşırsak ne ala...
Bu sabah, üzerimden öyle bir yük kalktı ki... Tarihlere saplantılı kalbime kızdım! Eylül'süz de halledebileceğim ağrılarıma illa sonbahar basmalıydım. Sarı yapraklar... Serin rüzgarlar... Sevdiğim şarkılar... Ortaçgil...
Bu sabah uyandığımda, bitmişti tüm ertesi günlerin sancısı...
Yalnız önüme uzanan yolun endişesi biraz... Tüm kavgalarım, sancılarım, yaralarım. Yoktu artık.
Bir yerlerde hala Eylül sabahı...
Buralarda değil.
Zaman nasıl da hızlı!
Yarın yine kitapçıları dolaşacağım, yeni çıkanların sayfalarını koklayacağım çaktırmadan...
En sevdiğim kırtasiyeye gidip defterlere sarılacağım.
Sevdiğim dizilerin yeni sezonları başlayacak...
Özlediklerim dönmeyecek.
Diliyorum ki benim sıram bu.
Ben gideceğim.
Yollar önümde...
Kulağımda en sevdiğim şarkılar...
" Oysaki özgürlüğü seçmek,
Başka vücutlar sevmek,
Bir şehri tam kalbinden, beyninden vurup gitmek,
Var aklımda!
Bir yağmur, çok uzaklardan çağırıyor..."
Adam, doğru söylüyor.
Bitmiş, bitirmiş hissediyorum.
ÖSS de olduğu gibi, sınavdan 45 dakika erken çıkmama neden olan aynı his...
Tamam, bitti, gidebilirsin artık.
İlk tercih ettiğim okulun sıralarında 4 yıldan sonra işte yine aynı his!
Vaktidir.
Biraz şans bundan sonrası.
Diliyorum, bekliyorum!
Çok yakın, hissediyorum...
Eylül çünkü...
Büyülü...
Adım...
Öztürkçe, bazı lehçelerde büyü demekmiş, Buğu...
Her şeyim var kısaca...
Cümlelerim, satır başlarım, satır aralarım var...
Kelimelerim var, ruhuma eş, yalnız!
Aklım, kalbim, hepsi bende...
Hazırım!
Eylül...
Hoş geldin!
Ömrüme yol uzattın...
Başlamak için daha iyi zaman mı var?!
Eylül...
Sessiz, uzun, huzurlu tebessümlerimsin...
Gözlerim pırıl pırıl...
Bu sabah aynada kendimi gördüm.
Sonunda!
Özlediğim her şeyi hep geri verdin!
Eylül...
İyi ki!
Geldin...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder