Yeni uyandım.
Odam savaştan kalma, viran...
Rimelim akmamış yine, eyeliner da öyle...
Porselen makyaj yapabilen insanlara karşı, duruşumdur...
Kalıp gibi durmuyor, yine de bozulmuyor yaptığım makyaj azizim!
Beynimde çınlayan bir sesle uyandım bu sabah...
Günlerdir kabuslar uyandırdığından bir garip içim.
Sıcacık bir kelime ile, içimde yine şarkılar çalmaya başladı.
Dışarıda bahar vardı, dün bırakmıştım.
Şimdi perdelerim kapalı, pencereye giden yol gibi...
Ayaklanmalı!
Çocukken, o şehirden bu şehre savrulan bir çocukluk geçirdiğimden olsa gerek, insanlara bağlanmaktan vazgeçmiş bu ihtiyacımı saçma sapan şeylere bağlanarak gidermeye karar vermiştim...
"Yıllardır deli gibi arıyorum, bulamıyorum ama bulamıyorum!"
Bu çığlığın özü buradan gelir...
Kar kürelerim, çiçek dürbünü, Claddagh yüzüğüm! (ah... hayallerimin yüzüğü... sanki onu taktığımda güneşe çıkıp yanmayacağım... - ne yani, vampir dediğin parlamaz öyle, delikanlı gibi alev alır güneşte!) Snow Queen kitabım... Jane'li her şey... vs... vs... Unutuyorum bile artık listeyi!
Ayakkabılar ama evet ayakkabılar! Aldığım evlenme tekliflerini keşke Christian Louboutin, 37 numara ile falan yapsalardı... Madem geri çeviriyorum, hatırası kalsın değil mi?! Yok yani başka bir maksadım!
Ama sonuçta... Karakterlere de ihtiyaç duyuyorsun... Bu ihtiyacımı da, CNBC-e karşılardı çokça...
Angel'ı hala özlüyorum.
Harry Potter biterken de ağladım. Kitabı okurken bir fasıl, filmde ayrı bir seans halinde...
House MD de bitiyor bu sezon... Kalbimi buna hazırlamalıyım!
Dün One Tree Hill, son bölümü yayınladı CWTV... Birazdan izleyeceğim... Geciktiriyorum, vedaları hep uzatırım ben. "Bir şey fark etmez ki, bitecek." diyen birini tanıyorum. Bence fark eder... Geçirilen bir tek fazla saniyeye değer, yüreğindeki sızı... (Bu cümleyi saçma bir gençlik dizisi için kurmuş olamam! Yok, kurmadım zaten... Bir kış sabahınaydı...)
Ben garip biriyim.
Ama özümde iyiyimdir.
Valla!
Ya da değilim.
Ama çok fazla severim. Her şeyi...
İnanmakla bu kadar kavgalı biri, başka türlü tahammül edemezdi bence...
Şimdi kahvaltı hazırlayacağım... Ağır, ağır.
Sonra da 8 yıldır, demir gibi, sadakatle bağlı olduğum sevgili dizime veda edeceğim...
Brook, anlardı beni.
Peyton'u da çok özledim!


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder