Bahane...
Aslında hepsi, bahane...
Tanımlar, sınırlar...
Önümü görmemi sağlıyor bazı sınırlar...
Bazıları, kör ediyor...
Hala kar yağıyor, hala... Durmuyor...
İnatçı.
Kış, değil mi?!
Belki bu yüzden seviyorumdur...
Ama konu bu değil.
Maria Puder aslında "Raif Çaresizliği"nden öldü belki de... Karmaşık bir durum.
Amansız bir hastalık... Karşılıksız, tedavisiz... Ölüm kadar sakin, ölüm kadar net, öyle sonuçsuz... Uzamaz, kısalmaz... Ama hep var, hiç geçmez...
Hastalıklarıma isim koymayı da koydurmayı da hiç sevmedim. Doktorlarla aram zaten ortada...
Bazen her şey çok fazla, hiç ve hep... Oysa hala kar yağıyor...
"Göndermeler"im, tellere takılıyor bazen, dikenli... Kan revan içinde... Murat Yılmazyıldırım şarkıları gibi...
Şarkılar...
Filmler...
Kitaplar...
Karakterler...
Roller...
Kimlikler...
"Ol" baskıları, "öl" emrediyor!
Kan tutkusu, sanırım böyle doğuyor...
Bunun da konuyla pek bir ilgisi yok...
İnsanlar, işlerine gelen her şeyi nasıl da meşrulaştırıyor, doğruluyor, olumluyor... Ve aksini dışlıyor... Ne insani... Bir şey de yapamıyorsun.
Öfke nöbetlerim bu defa sakin geçiyor.
Hala anlıyorum, yağan kar kadar inatçı, görüyor, biliyorum. Ve hala inatla katılmıyorum...
Bir seri katil soğukkanlılığı ile, seri bir biçimde, madde madde yüzüne yığsam kalbimdeki kağıt kesiklerini, öfkeden delirirdi. Sustum. Sanırım o kadar da ciddiye almıyorum artık. "Herkes kendi derdinde!" diyorum kendime, art arda... Zamanla kabul edersem, ne ala... Yalnız kendi derdimde olursam hele bir sabah uyandığımda... Korkarım mutlu olacağım.
Şu an durduğum nokta, tam üzerinde olduğum, nasıl da belirleyici... Gerekli... Çünkü bu bir, "öncesi-sonrası" çizgisi...
Ve ben yağmuru, karı, soğuğu... Pencere ardından seyretmeyi, sevmiyorum...
Denizi olan şehirleri...
Sakin salınan insanları...
Telaşsız, çabasız sohbetleri...
Ve daha bir sürü şeyi...
Olduğu gibi.
Bundan 2 yıl sonra, bu yazdıklarıma bir de cevabım olacak. Biliyorum.
İçeriği ise, bir kaç zaman sonra oluşacak.
Yani özetle, biliyorum.
Farkındayım.
Hepsi, en çok, bundan.
Büyüyorum.
"Bir ben haklıyım, en çok ben yaşadım, ben gördüm, ben anladım." gençlik hastalığı artık benimle değil, hatta bir zamandır...
Fakat korkarım, kroniğe evrilmiş bir kaç halini yansımalarımda görmüşlüğüm var.
Kar yağıyor...
Aylar boyunca, yıllar boyunca dilediğim kar küresi gibi yeni yılın ilk sabahından beri dünya...
Dileklerim bir bir oluyor işte.
Sabır, önemliymiş.
Giz, henüz bitmemiş cümlelerimin tamamlayıcısı...
Büyü gibi...
Nasıl da haklı...
Gizli saklı, her şey, satır satır, içimde, yine.
Doldurduklarımın akma vakti geliyor.
Ben bir seri katil soğukkanlılığında, kurbanlarıma gülümsüyorum.
Kelimeler, ölümcüldür.
"Erimezse, kırılacak..."
Kar yağıyor, bembeyaz...
İronik!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder