Fotoğrafım
Çelişkisiyle güzel hatun! Akıllıca davranıp kalbini dinler. Bazen de dinlemez...

11/05/2011

** BİR ŞEYLER **

Daima tam ayarında kaynatırım suyu, kahve için, 100 dereceyi bulmadan, bir de soğutmaya gerek kalmadan...
2'si bir arada karışımlara taş çıkarır kahve ve süt tozu oranım, göz kararıdır...
Elimin de gözümünde ayarı yerindedir demem o ki...
Gel gör dilim, kemiksizdir, ironi ya, kemiksiz de olsa ağır gelir... 
Aklımdan geçeni söylerim olduğu gibi, lakin her zaman değil.

Sabaha karşı bile dalsam uykuya, tam 7ye 5 kala uyanırım her sabah... 
Bir fasıl "bu saatte işin mi yok, uyusana!" dinlerim eşten dosttan...
Günüm güzel başlar... 
Sonra aklıma düşer bir bir... Sürüler dolusu şeytan... Dans ederler... 
Şeytan dedimse, hinlik değil... Yanlış olmasın. 
Benim bir zararım kendime... Dokunmam başka kimseye...
Dürüstlük lazım, çok iyi biri olduğumdan değil... 
Dokunmaya değer görmem diye...
(Egom selam söylüyor tam burada)

Hikayeler doldururum bir sürü... Benim... Senin... Onun...
Üstüne üstüne yürürüm hep yaralarımın, yanlış yolları seçtiğim de olur.
Tam kıyısından geri dönerim, üşenmem.

Kimseyi suçlamam hiç...
En masum halimde bile, kendimde ararım suçu...
Seçimler kişiseldir diye...
İnanmasaydın, güvenmeseydin, dinlemeseydin... derim. Sevmeseydin...
Sensin sorumlusu, yükleme başkasına, kaçma, korkma! 
Ne olursa olsun, sen varsan var dünya, unutma!

Yalanlar da söylerim kendime, kanmasam da, idare ettiğim olur bazen...
Herkese bunca sabırlı ve anlayışlıyken kendimi dışlayacak değilim...

Çok çalışırım... Çocukluk hayallerime tutkulu bir sadakatle bağlıyım... 
Yemek de yapabiliyorum. Ama bunu insanlara pek söylemiyorum.

Hırçınımdır... Dikbaşlıyımdır... 
Yanıp yanmadığımı elimi ateşe sokarak öğrenmekten yanayımdır... 
Sıcakmış, tamam deyip geri durmayı da bilirim... 

Anneme benzerim. Çaktırmam pek...
Kırılgan, uysal, sevgi düşkünü, merhametliyimdir... 
Kendime saklar... bu yüzden beni demir sanan insanlar tarafından yara alırım hep, akıllanmam. 
Duygular, zayıfların işi zannederim. Öğreniyorum hala...

Her kız çocuğu kadar değil... Sanmam... 
Daha fazla düşkünüm babama... Onu da çaktırmam güya...
Ama her lafımın-sözümün ardında o, böyle yapar, böyle der, böyle bakar... 
Anlatır dururum...

Kıskancımdır... Onu da çaktırmam...
Hele yukarda bahsettiğim iki kişiyi... Hiç paylaşamam. 
Ama ses çıkarmam. Herkesin kendi hayatı ya... Dokunmam.
Öfkeden delirdiğim olmuştur, yine de durdurur kendimi, ses etmem işte...

Anlaşılmayı beklerim...
Çünkü inanıyorum ki, hiçbir ekstra çaba gerekmemeli mükemmel ilişki için...
Kendimi anlatmak için de anlamak için de yorulmamalıyım.
Her şey kendiliğinden olmalı.
Olmaz tabi...
Güvenmem kimseye...
Gidecek diye izin vermem hiç gelmelere...
Misafir de sevmem.

Yerleşmek istediğim ülke olarak, yatağımdan yanayım... 
Yanıma almak istediğim 3 şey;
* İnternet bağlantılı bilgisayarım,
* Defterim, (kalem yanında, ayrılmaz onlar, günah!)
* Ve tabi ki telefonum!
21. yy'dan yine de nefret ediyorum...

Benim altınçağım, 18. yy. Evet, İngiltere tabi ki!
Jane Austen'e taparım... 
Bu narsizmden başka bir şey değildir...
Bilirim kendimi...

Bir de çok severim... Ama çok! 
Söylemem...
Ne zaman söylesem, başıma bela... 

Fizikten hiç anlamam.
Islık çalamam.
Aşka her şeyden çok inanırım ama kimseyi inandıramam.
İnanmıyormuş gibi yapar, üzülürüm hep.

Korkarım...
Bazen ben de korkarım...
Mesela, yüksekten... Ne zaman uçağa binsem, yalnız... En arkada otururum tek başına!
Şans! 
Ödüm kopar her kalkışta, ölürüm sanki...
Şarkılar söylerim kendime, geçer...
Doğru şarkılarla her şey geçer...

Bağlanmaktan da korkarım... Bağlanmamaktan da... 
Bu konuda kafam çok karışık...
Çok düşünüp, her şeyi sorgulayan bir yarım aklım, boşanmış bir çift ebeveynim, doğdugu andan beri kendi bildiğini okumuş içinde red kit özü olduğuna inandığım bir ruhum var... Ama atım ya da köpeğim yok! 
Sanırım sorun bundan kaynaklanıyor... Bulmuş olabilirim... 

Evet, yine geldiler bana...
Böyle yokluyorlar arada... 
Yazamıyorum eskisi gibi...
Aklım da bekleme odası gibi...
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Bekliyorum.

Ama sandığım gibi bir aydır değil...
273 aydır bekliyorum...
Başlamak için...

Gerry de çıkıp karşıma, "Love..." demiyor, "bak bu, hayatımız, başladı bile, bekleme!" 

Kimseyi içeri almıyor, biri gelsin ve beni hep biliyormuş gibi anlasın istiyorum...
Geniş omuzları da olursa benden mutlusu olmaz! 
Evet, böyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder