Yazı sevmiyorum...
Ağustos ise yalnız eylül habercisi olduğundan güzeldir. Bilirim çünkü, güzel günler beni bekler yağmurlu günler!
Gel gör ki, sevmek zorundayız adam akıllı ağustosu... Bahanesiz, nedensiz, olduğu gibi... Net!
Şimdi madde madde sıralamalara girmeyecek, anlamlandırmalara çalışmayacak, hiç yormayacağım kendimi.
Gerek yok zira ÖZ'de ihtiyaç yok uzun uzun anlatmalara, açıklamalara... Varsa vardır zaten.
***
Bir insanı henüz gözlerine hiç bakmadan nasıl güvenilir diye niteler ona kalbinizi açar ve tek bir an bile pişman olmazsınız?...
Karşınızdaki kişi Özlem ise, olur öyle.
Dost kendini belli eder...
***
Şarkılarımızın..
Cümlelerimizin...
Göz yaşlarımızın...
Aşk acılarımızın...
Garip tesadüflerin...
Her şarkının içinde geçip sinirimizi bozan isimlerin...
Kahkahalarımızın...
Kolu kırılıp İstiklal'de, yaz sıcağında, ömrümüzü sömüren bavulun...
Ara Cafe'nin...
Bana yar etmediğiniz Burak Kut'un...
"Kim ne dedi", "ne oldu", "ne bitti", "şimdi ne olacak sence" mesajlarımızın...
Ve hatta hayal kırıklıklarımızın... (Hiç yoktan bişi olsa arar sesimizi duyarız, nedenimiz olur)
Konuştuğumuz anadilin ritminin...
İşte her şeyin!
Çünkü seninle her şey güzel!
Şerefine...
Tekrarına! Arta arta.. Hep yan yana! Omuz omuza!
Hatta gerekli durumlarda karşı karşıya. İnatlaşıp direnerek, inandığımız her konuda...
Hayatı öğretmek üzere birbirimize...
Nice yıllara, yaşlara!
Bundan sonra... Her şey yeni!
Kendine yaşayacağın...
Daima mutlu olacağın...
Karşına çıkanı yanında bulacağın...
Bir ömür ile...
Varlığın kutlu olsun ÖZ!
İyi ki doğdun!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder